27/11/2009 - Opferfest (Kurban bayramı, عيد الأضحى, Eid-ul-adha)
 Kurban Bayrami
yüzyillardir bir gelenek seklinde süregelmektedir. Müslümanlarin
aleminin toplumsal dayanisma örneklerinden birisi olarak moderm hayatta yerini
bulmustur. Kesilen kurbanlarin etlerinden, derilerinden, her türlü
nimetlerinden gercekten ihtiyaci olan kisilerin faydalanacak olmasini
temenni ediyorum. Hepinizin Kurban Bayramini kutluyorum.
Sözlerimi peygamberimizin, kurban kesenler icin isin aslini en güzel sekilde ifade ettigi su sözleriyle bitiriyorum.. "Amellerin kiymeti ancak niyetlere göredir.Herkesin niyet ettigi ne ise eline gececek olan ancak odur."
Hanzade S.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
26/11/2009 - En Tatli Sarkilar
 En tatli sarkilar,en aci duygulari dile getirenlerdir.
P.B.Shelley
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
26/11/2009 - Ilk Cicek
 Bir tohumu ektigimizde acan ilk cicek, bize hayatin anlamini hissettirebilmelidir.
Murat Ertan
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
26/11/2009 - Mavi Gül
 Bundan uzun yıllar önce ülkenin birinde Yusuf adında bir delikanlı yaşardı.Yusuf fakir ama gayet çalışkan bir gençti.
Yusuf çiçek yetiştirip satarak geçinirdi.Onun ünü bütün ülkede bilinirdi.Hiçbir çiçek onun bahçesindekiler kadar güzel değildi.
Padişah ölen bahçıvanı yerine yusufu işe almış.Yusuf başlamış sarayın
bahçesini güzelleştirmeye.Birgün pencereden bahçeyi izleyen padişah
kızını görür ve ona o an deliler gibi aşık olur.Gözlerini ondan alamaz
ve bir süre onu izlemeye başlar.Bir an sonra padişah kızı onu farketmiş
ve inci gibi dişleriyle ona bakarak gülümsemiş.Sonra içeriye geçmiş.
Yusuf işine geçmiş ama aklı hala padişah kızındaydı.Sürekli onu
düşünüyor onunla ilgili hayaller kuruyordu.Onunla evlendiğini ve aslan
gibi iki çocukları olduğunu düşlüyordu.Yusuf hergün bir yandan bahçenin
bakımını yapıyor bir yandanda prensesin pencereye gelip etrafı
izlemesini bekliyordu o geldiğinde o da onu izlerdi.
Günlerden bir gün padişah kızı yanına nedimelerini de alarak bahçede
gezintiye çıkar.Bahçenin eşsiz güzelliğini bir kez daha anlar ve
nedimelerinden birini çağırarak
--Bu bahçenin bahçıvanını yanıma getir diye emreder.Nedime hemen gider
yusufu bulur ve prensesin karşısına getirir prenses nedimelerine
dönerek:
--Siz saraya çıkınız der.Nedimeler ordan ayrılırlar prenses ve yufu baş başa kalır.Prenses yusufa:
--Hiç bu kadar güzel bahçe görmemiştim der.Yusuf yarı utangaç biçimde:
--O sizin güzelliğiniz prensesim der.Padişah kızı yusufa dönerek :
--Senin adın nedir? diye sorar yusuf:
--Yusuf prensesim der.
Prenses:
--Yusuf senden özel bir şey isteyebilir miyim? diye sorar.
Yusuf:
--Ne demek prensesim emriniz başım üstüne diye cevap verir.
Prenses:
--Ben benzerinin sadece ay prensesinde bulunan,'Mavi Gülü' benim için
bulmanı istiyorum der.Yusuf her ne kadar mavi gül'ün dünya üzerinde
yetişmediğini bilsede aşık yüreğiyle prensese hayır diyememiş.Prenseste
''Mavi gülü elime alacağım günü sabırsızlıkla bekliyorum'' diyerek
ordan ayrılmış.Prenses gittikten sonra yusuf kara kara düşünmeye
başlamış.Ben nasıl,nerden bulurum mavi gülü diyor işin içinden
çıkamıyormuş.
En son ellerini açarak Tanrıya şöyle dua etmiş
--''Ey Tanrım! Ey kimsesizlerin kimsesi,yardıma muhtaç insanların
dermanı,merhameti bol tanrım sen benim derdimi biliyorsun ben bu işin
içinden çıkamıyorum bana yardım et Tanrım'' diyerek uyumuş.Gece
rüyasında gökten yıldızlara benzeyen cisimlerin ka¤¤¤¤¤ sarayın
bahçesine indiğini görür ve ne olduğuna bakmak için dışarıya
çıkarbahçenin ortasına geldiğinde gördüğü ışığın parlaklığından bir
süre etrafını göremez olur gözleri ışığa alıştığında karşısında 3 tane
daha önce hiç görmediği varlıkları görür.
Ortada duran birkaç adım yaklaşarak:
--Merhaba yusuf der.Ben Aşk meleğiyim sağımda duran iyilik meleği
solumda duran ise Doğa'dan sorumlu melek.Sana yardım etmeye
geldik.Tanrı mavi gülü bulmanda bizi sana yardım etmekle görevlendirdi.
Daha sonra Melek geri çekildi ve Doğa meleği yanında ki kırmızı gül fidanına dönerek:
--Ey kırmızı gül fidanı; Tanrının emriyle sana hemen eşsiz ve benzersiz
mavi gül fidanına dönüşmeni istiyorum der.Fidan hemen değişmeye başlar
ve çok güzel, çok alımlı bir gül fidanına dönüşür ki Yusuf bile
böylesini daha önce ne görmüş ne de duymuştur.Doğa meleği işini
bitirdikten sonra geri çekilir.
İyilik meleği öne çıkarak;
--Ey mavi gül fidanı,Tanrının emriyle her bir zerrenin iyilik,güzellik
içinde mavi gül olarak açmanı istiyorum der.Bunun üzerine fidan'dan bir
tomurcuk çıkar ve açmaya başlar yavaş yavaş mavi güle dönüşür ama orta
kısımı oluşmamıştır.
Sonra iyilik meleğide geriye çekilir ve Aşk meleği öne çıkarak:
--Ey iyilik ve güzelliklerle yoğrulmuş mavi gül Tanrının emriyle sana
sahip olacak prensesin seni kokladığı an bütün kalbiyle yusufa aşık
olmasını sağlamanı istiyorum der.Bunun üzerine mavi gül'ün etrafını bir
ışık bulutu kaplar Yusufun gözleri kamaşır ışık bulutu büyür büyür ve
bütün bahçeyi etkisi altına aldıktan sonra hızla mavi gül'ün ortasında
ki boşluğa girerek orayı doldurur.Melekler işlerini bitirdiğinden uçup
ordan giderler yusuf da rüyadan uyanır sabah olmuştur hemen bahçeye
koşar mavi gül'ün aynı yerde durduğunu görür ve rüyasını gerçek yaptığı
için Tanrıya şükreder.
Daha sonra prensesin nedimelerinden birinin yanına giderek:
--Prensesimizin benden istediği bir şey vardı gidip söyleyiniz isrediği
şeyi artık gelip alabilirler der.Nedime yusufun dediklerinden bir şey
anlamamışltır ama gidip prensese söyler prenses heyecanla hızlıca
yusufun yanına gelerek:
--Nedimeden duyduğum doğru mu? diye sorar.
Yusuf:
--Evet prensesim der ve prensesi gül'ün yanına ¤¤¤ürür gülü görünce ilk
önce gözlerine inanamayan prenses daha sonra hemen gülü kopartır eline
alır ve hemen koklamaya başlar.Bir an sonra başı dönmeye başlar ve
kendinden geçip yere yığılır.Nedimeler durmu padişaha
bildirirler.Yusufun kızına bir şey yaptığını sanıp o an hemen Yusufun
boynunun vurulmasını emrini verir cellatlara Yusufun boynunu vurdurarak
cesedini karanlık ormana gömdürür.
Prenses daldığı 3 günlük bir derin uykudan sonra çok zinde yaşama
enerjisiyle ayağa kalkar ve ilk iş olarak nedimelerine Yusufu sorar.Acı
haberi öğrendiğinde hemen gül'ünü ister ve onu alıp bakar ki yarısı
solmuştur gülün.Prenses tam 1 hafta yemeden,içmeden,uyumadan devamlı
olarak ağlar ve gözyaşı döker.
Bir hafta sonra gece bir uyku bastırır ve rüyasında Yusufu görür.Çok
güzel bir evde çok güzel bir bahçe yetiştiriyormuş.Bahçesinde her çeşit
çiçekten pekçok sayıda varmış.Ancak mavi gülden sadece bir tane varmış.
Yusuf prensese dönerek:
--Burası cennet ve burası da bizim evimiz prensesim.Herşey sizi
bekliyor lütfen artık yanıma geliniz der.Prenses uyanır bakar ki daha
sabah olmamış tüm saray uyumaktadır.Aklından hep rüyası
geçiyor,zihininde yusufun dedikleri yankılanıyordu.Birden mavi gülü
eline alır ve penceresini açar ve kendini boşluğa bırakır...
Sabah sarayda bir kıyamet kopar.Ağlayanlar,üzülenle inleyenler her
yerde görülüyordu.Prensesin cansız bedeni yerde yatıyor ama yüzü
Dolunay gibi parlıyor ve yüz ifadesi sanki gülümsemeyi andırıyordu.İki
elinin arasında tamamen solmuş olan mavi gül duruyordu.
İşte bu nedenledir ki Dünyaya artık mavi gül gelmeyecek.Çünkü yusuf ve
prenses aşkı birde yaşanmayacak.Mavi gül dünyaya sadece bir kere geldi,
Gelişi de aynen böyleydi...
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Bir gönül agrisi ..Hayata yinede tebesümmle bakabilme(:
Kategoriler
  I made this video playlist at myflashfetish.com
(:
|